Manjaro Linux Kde 5.59 Masaüstü Sürümü Hakkında İncelleme

Merhaba arkadaşlar,

En rahat özelleştirme seçeneği olan masaüstü demek yanlış olmaz herhalde. Sizlere ,en son attığım formatla beraber neredeyse 1 aydır kullandığım manjaronun kde sürümününde neler yaşadığımı anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle normal standart bir manjaro kulumu gerçekleştirdim. Sonra bilgisayarı yeniden başlattım ve internet görmeme gibi bir durum oluştu. Sadece eternet kablom da sorun olmasın dan dolayı olan sorunda yazılımsal bir problem diye biraz bozdum sistemi ve şuan da pc açılırken 1.30 dakika geçikmeli açılmasına neden oldum. Programları yüklemem ve kendi düzenimi kurduğumdan dolayı format ta atmak istemiyorum internette bulduğum çözüm yöntemi ile sorunu halledip kullanmaya devam edeceğim.

Neyse sizlere öncelikle şunu söylemeliyim önceleri kde kurudğumda açık programları gösteren(Simge görev yöneticisi) de kitlenme ile beraber ,firefox a tıklayıp chrome gibi başka programlar açma ile biraz illet getirmişti bana,böylelikle başka masaüstüleri tercih etmiştim. Bu sorun şuana kadar kullandığım süre de hiç karşılaşmadım. Güncellemelerde bazı araçlar buga girdiğini gördüm bunu da yeniden başlatınca sorun kalktığını görülmekte.

Yukarı da bahsettiğim sorunlarım dışında bana çok kolay özelleştirilebilen gayet performanslı kısayolları rahat bir sistem çıkmakta. Özellikle gnome de uygulama başlatıcısı dışında program vs kısayol oluşturulmadığını düşününce çok rahatlıkla panle ekleyip kullanılabildiğini görmekteyim buda beni rahat bir biçimde kullanmaya itiyor.

Şimdi sizlere avantaj ve dez avantaj sıralaması yapmak isterim.

Avantajları

  • Çok kolay özelleştirilebilmesi
  • Simge,gereçler,temalar vs… Gibi kısımları rahatça bulabildiğiniz bir yükleme yöneticisi sunuyor.
  • Her türlü program resim vs… yi kısayol olarak panele ekme seçeneği.
  • Kısayolları çok rahat bir şekilde değiştirme olanağı.
  • Etkinlik ve sanal masaüstünü özelleştirebilme seçeneği ve etkili kullanma olanağı veriyor.
  • Düşük ram ile çalışabiliyor(özellikle kde neon dağıtımı ile 400 mb oranlarında kullanabilme imkanı sağlıyor.)
  • Sistem ayarları çok kullanışlı şekilde seçenek sunuyor.
  • Windows veya macden geçen biri için rahatça alışabileceği seçenek sunuyor.
  • Güncellemeleri uzun süreli değil 2-3 ayda bir en kötü gelmekte ve performans gibi konularda iyileştirme yapmaktalar sürekli.
  • Başka da şuanlık aklıma gelmemekte ilerleyen vakitlerde güncelleme yapacağım.

Dezavantaj

  • Çok fazla özelleştirme ile zamanınızı kaybedebilirsiniz.
  • Windowsu hatırlatması bazı durumlar da .
  • Yukarıda belirttiğim benden veya sistem yapısından kaynaklı problemler.
  • Eğer görselliği güzel bir şekilde kullandığınızda yüksek ram kullanımları.
  • Başka da şuanlık aklıma gelmemekte ilerleyen vakitlerde güncelleme yapacağım.

Sizlere aklıma geldikçe dilim döndükçe anlatmaya çalıştım, aklınıza gelen tecrübe edindiğiniz kısımları yorum olarak belirtirseniz çok sevinirim. Yazımı okuduğunuz için teşekkürler.

Godot Engine ile Android e Nasıl Export Alınır ?

Merhaba arkadaşlar,

android e apk olarak nasıl export yani çıktı alacağımızı göstermek istiyorum. Öncelikle elimizde aşağıdakiler olmalı.

  • adb 
  • jarsigner  (JDK 6 veya 8)
  • debug keystore

İlk aşama olarak godot template elde etmeliyiz. Bunun için ilk olarak yapmamız gereken editor den export manage templates kısmına gireceğiz.

Burada dowload diyerek normal şartlarda yükleme yapabilmemiz lazım ama bende şuan github taki sürüm olduğundan ,bunu bu şekilde indiremiyor. Bunun için şu linkten server and export templates yazan kısımdan indiriyoruz. Sonrasında export template manager den install from file e tıklayarak nereye indirdiysek seçerek ilk aşamayı hallediyoruz.

Sonrasında keystore oluşturmak için terminali açıyoruz ve şu komutu yapıştırarak keymizi oluşturuyoruz;

keytool -v -genkey -v -keystore mygame.keystore -alias mygame -keyalg RSA -validity 10000

Oluşan key büyük ihtimalle home klasöründe oluşturmuş olacağız. Home klasöründe mygame.keystore adlı bir dosya oluşacak bunu göstermemiz lazım godot engine’ye, Bunun için editor>edittor settings>export>android kısmına giriyoruz. Buradan debug keystore yi ,oluşturduğumuz keystore yi göstermemiz lazım.

şimdi adb yi gösterelim. Bunun için bu yolu ilerleyebilirsiniz. Bunun için de android studio yu kurmanız gerekebilir yada isterseniz daha minimal şekilde kurulabilen yöntemler var. Arch tabanında aur üzerinde android studio yu aratarak kurabilirsiniz. Gelelim nerede olduğuna ;

/home/kullanıcı-adı/Android/Sdk/platformm-tools/adb

Son klasörü eklememiz gerek bir aracımız kaldı. Bunuda java kurulu olmadan yapamayız java 8 sürümünü kullanmaktayım. arch tabanında jre8-openjdk paketini yükleyerek halledebilirsiniz. Jarsigner in şimdi hangi konumda olduğu kaldı konumunu şu şekilde gösterebilirim.

/usr/lib/jvm/java-8-openjdk-amd64/bin/jarsigner

Bundan sonra çıktımızı alabiliriz. Project kısmında export seçeneğine tıklıyoruz ve + işaretine tıklayarak androidi seçiyoruz. Sonra da nereye çıktı alacağımızı seçerek yani export path ın yanındaki dosya simgesine tıklayarak nereye çıktı alacağımızı seçip export project e tıklıyoruz. Apk mız hayırlı olsun.

popcorn alternatif

Popcorn Yerine Alternatif Stremio

Merhaba arkadaşlar,

Sizlere Stremio dan bahsetmek istiyorum. Stremio torrent mantığı ile çalışan ücretsiz film izleme uygulamasıdır. Birçok avantajı vardır onlara geçmeden önce eklenti gücünden ve nasıl yüklendiğinden bahsetmek isterim.Film sitelerdeki donmalardan ve reklamlar ile bunaltmadan hem telefondan hemde hemen hemen her türlü film diziyi izlemenize olanak tanır. Türkçe olması da cabası denebilir. Tabi Türkçe dublajlı film bulmak zor hatta hiç karşılaşmadım diye bilirim. Şimdi nasıl kurulur ona bakalım.

Stremio Kurulumu

Eğer arch tabanlı bir sistem kullanıyorsanız alttaki komutla veya stremio yazarak aur deposunda bulabilirsiniz ve yükleyebilirsiniz. Ama aşağıdaki komutu yazmak için yay yüklü olması gerekmektedir. Beta versiyonu nu indirmenizi tavsiye ederim tabi ileride değişiklik gösterebilir. Şuanda Eklentileri daha verimli kullanmanız için gerekmektedir. Beta sayesinde Topluluk eklentilerine de ulaşmanızı sağlar.

“yay stremio-beta”

Diğer dağıtımlar ve işletim sistemleri için buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Stremio da İzlediğimiz Filmleri Nereye Kaydeder ?

Şahsen gördüğüm kadarıyla indir seçeneği bulunan direk filmi indir adlı bir seçenek yok, ama izlediğimiz filmleri yinede diskimiz de tutuyor.

Dosyayı bulabilmeniz için gizli klasörleri açmanız gerekmektedir. Disk yolu olarak linux ta şöyle ;

/home/Kullanıcı-adınız/.stremio-server

Diğer işletim sistemlerin de internetten gördüğüm kadarıyla şu şekilde(denenmemiştir);

/Users/User/Library/Application Support/stremio

Bu klasöre depoluyormuş.

Bu şekilde bir filmi bulabilmeniz zor olacak ama şuan da gördüğüm çözüm bu malesef. Nedenine gelirsek sayı ve harflerden oluşan bir dosya yapısı ile karşımıza çıkıyor.

Stremio Avantajları

Başlangıçta kısaca bahsetmiştik şimdi daha ayrıntılı bir şekilde bahsetmek istiyorum.

  • Ücretsiz olması büyük bir avantaj olarak görebiliriz.
  • Türkçe dil desteği mevcut bir arayüze sahip
  • Film,dizi ve tabiki anime gibi birçok seçenek bulabilirsiniz istediğiniz her türlü içeriğe hemen hemen ulaşabilirsiniz.
  • Eğer dizi izliyorsanız sonraki bölümün ne zaman geleceği hakkında bilgi vermektedir.
  • Torrent olarak çekmesi filmleri , hem avantaj hem dezavantaj olarak düşünülebilir.
  • Bir çok eklentiye sahip. Bu eklentiler sayesinde twich,youtube mixer dlive gibi sitelerden hem canlı yayın hem takip ettiğiniz videoları görebilmenizi sağlar.
  • İzlediğiniz bir içeriği izleme listesi olarak gösterebilir ve kaldığınız yerden devam etmenizi sağlar.
  • Yukarıda yazdıklarımı telefonunuzdan da yapabilmenizi sağlar.
  • İçerikten içeriğe değişmekte olup birçok alt yazı seçeneğine sahip.
  • Vlc üzerinden de izlemenize olanak sağlar.
  • Bir içeriği izlemek için bir çok seçenek sunar. Tabi eklenti ekleyerek bunlara sahip olabilirsiniz. Örneğin Higt life izleyeceksiniz ama izlemek istediğiniz torrent kaynağında sıkıntı bulunuyor. O zaman hemen başka bir sağlayıcı ile izlemenize olanak sağlar.
  • Kaç tane kişi tarafından izlemek istediğiniz torrent desteklediğini görmenize olanak sağlar.

Bir çok avantaja sahip bir programdan bahsettim. Yazımı okuduğunuz için teşekkürler sağlıcakla kalmanız dileğiyle.

Bilgisayar üzerinden instagram da mesajlaşmak

Merhaba arkadaşlar,

Başlıkta gördüğünüz üzere size bilgisayar üzerinden instagram ile nasıl mesajlaşabileceksiniz, 1-2 program göstermek istiyorum.

Ramme

Hem chat kısmı bulunan hemde instagramda gezinmek isterseniz tam aradığınız program. Telefondaki instagram düzenini sağlamış ve tıp demiş burnundan düşmüz bir program. Electron kullanılarak yapıldığını söyleyebilirim ve arch(manjaro,archman…) tabanlı linux türevlerinde aur da , kde store de deb paketi bulunmakta ve tabi diğer dağıtımlar için github üzerinden ulaşabilirsiniz ve indirip kurabilirsiniz.

Kısayollar;

  • Geri dön: ⌫
  • Yenile: Meta R or Ctrl R
  • Ana Sayfa: Meta 1 or Ctrl 1
  • Keşfet: Meta 2 or Ctrl 2
  • Bildirimler: Meta 4 or Ctrl 4
  • Profil: Meta 5 or Ctrl 5
  • Bir Postu Yukarı kaydır: ⇧ Shift ↑ Up
  • Bir Postu aşağı kaydır: ⇧ Shift ↓ Down
  • Karanlık Modu: Meta D or Ctrl D

IG:DM

Şahsen bu program güncelleme de biraz sorun oluşturuyor onun dışında video ve resimleri indirmeye olanak sağlamak ta reklam ve benzeri bir sorun ile karşılaşmadan kullanabilirsiniz. Açık kaynak bir proje olduğunu da belirtmek isterim.Hangi işletim sistemini kullanıyorsanız seçerek indirebilirsiniz. Linux üzerinden appimage dosyası olarak çalıştırabilirsiniz. Yapmanız gereken sağ tıklayarak özelliklere girmek ve çalıştırabilir olarak seçmek, sonrasında üstüne çift tıklayarak açabilirsiniz. İndirmek için tıklayın.

web for instagram direct dm

Gözüme çarpan kendi reklamını koymak ta ama göze çarpacak bir reklam bulunmamakta onun dışında gayet akıcı şekilde kullanılabilmekte. Siyah ve beyaz olarak 2 şekilde teması bulunmakta.Hangi işletim sistemini kullanıyorsanız seçeneklerden tıklayarak indirmeyi gerçekleştirebilirsiniz. Linux üzerinden appimage dosyası olarak çalıştırabilirsiniz. Yapmanız gereken sağ tıklayarak özelliklere girmek ve çalıştırabilir olarak seçmek, sonrasında üstüne çift tıklayarak açabilirsiniz. İndirmek için tıklayın.

Godot Engine 3-2 Sürümünü github tan kurmak !!

Merhaba arkadaşlar,

Basit bir dokümantasyon oluşturmak için kısa yazılarla godot engine veya başka içerikleri not amaçlı yazılar yazacağım.

Godot engineyi github tan nasıl kurulur onu göstermek istiyorum. Linux’a kurulumunu göstereceğim ama benzer şekilde diğer işletim sistemlerine nasıl kurabileceğinizi çözümleyebilirsiniz.

Derleme işlemi yapıldığından uzun sürebilir. Derlenmiş olarak kullanmak isterseniz şuradan ulaşabilirsiniz.

Şimdik Godot ‘u Nereye kurmak istiyorsak indirelim şu komutlarla;

Şimdik Godot ‘u Nereye kurmak istiyorsak indirelim şu komutla;

“git clone https://github.com/godotengine/godot.git”

İndirdikten sonra SCons u indirmemiz lazım.Bu yazılım, bir yazılım proje tanımından kaynak kod dosyası bağımlılıklarını ve işletim sistemi uyarlama gereksinimlerini otomatik olarak analiz eden ve hedef işletim sistemi platformuna kurulum için son ikili çalıştırılabilirleri üreten bir bilgisayar yazılımı yapım aracıdır. Bunu indirmemiz gerek ya paket yöneticisinden scons yazarak ya da terminalden “pacman -S scons” yazarak indirelim.

Sonrasın da scons ile derleme yapmamız gerek. Bunun için indirdiğimiz godot dosyasının içine cd ile veya içine girip terminal açalım. Sonrasın da şu komutla başlayalım;

“scons platform=x11”

İşlemlerimiz bittikten sonra artık godotu normal bir şekilde kullanabiliriz. Nerede olduğunu da şuraya iliştireceğim bu yeri unutmamanız önemli çünkü bundan sonra bu derlemeyi kullanacağız. Böyle derlememizin avantajı biraz daha godot la ilgilenmeye başlarsanız ya da başladıysanız modül eklemek için derlememiz gerektiğin dendir. Daha lafı uzatmadan godot klasörü içerisinde bin klasörüne giriyoruz burada olan godot.x11.tools.64 dosyasına çift tıklayarak programımızı çalıştırabiliriz.

Farkındalığın Tasavvufi Boyutu

Merhaba arkadaşlar bu yazı tamamen alıntıdır aşağı kısımdan yazının bulunduğu yere gidebilirsiniz.

Selamlar ve Saygılar, Öncelikle “Aşk” kavramını yerden yere vuran ve bu konuda polemikler çıkartan yazar ve yorumculara Mevlana’nın kendi cümleleriyle cevap vererek yazıma başlamak istiyorum. Ey Gâfil! Sen kendi şehvetine Aşk adını koymuşsun, Şu halinle o namusu ekberi soymuşsun, Aşkın asıl mânâsının altını oymuşsun, Bir bilebilsen küstahlığa nasıl doymuşsun. (Hz. Mevlana – Mesnevi ) Şehvetten Aşka giden uzun bir yol vardır. Bu yola Seyr-i Sulük demiş Mevlana. Farkındalık ise bu yoldaki ilk basamaktır ve “kendini bilmek” aşamasının temelidir. Daha önceki yazılarımızda temeline değindik ve bu yazıda Mevlana’dan , Hadisler’den ve Kuran’dan örneklerle “Farkındalığın Tasavvufi Boyutunu” ele almak istedik. İnsan bir yanılgı içindedir. Bu yanılgı ise farkıdna olmadan nefsinin onun yerine düşünmesinden ibarettir. Bilinçaltımızda birktirdiğimiz kriterler ve toplum öğretileri bizi biz olmaktan çıkarır ve ego yani düşünebilme mekanizmamızı bize sormadan yöneten bir güç (şeytan) durup dururken aklımıza vesveseler düşünceler acılar ve hayaller getirir vaadlerde bulunur. Halbuki unutumamalıdır; Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına, evlatlarına ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Şeytan, sadece onları aldatmak için vaad eder. [İsra, 64] Bu vaadlerde bulunmak için de yaratıcıdan izin almıştır. Evet , bize sormadan bizim düşnme mekanizmamızı yöneten şeytan bir izin ile bunu yapmaktadır. Bu mekanizmayı durdurmak ise hiç kolay değildir. Sabır ister ve uzun süre izlemeyi gerektirir. Uzun süre sabretmeyi gerektirdiğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız ve sabrederken de (düşünceleri izlerken) huşu ve sevinç içinde yaradanın bizimle birlikte olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.

“Şüphesiz ki Allah, Sabredenlerle Beraberdir.” (Bakara, 2/153) SABRETMEK Zaten sevgi ve hoşgörü insanlık, hiddet ve şehvet hayvanlık vasfıdır. Sabırlı olun zira bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl gülebilir? Aceleci olmayın! Maksada sabırla erişilir , acele ile değil. Alelade otlar iki ay içinde, kırmızı gül ancak bir yılda yetişir. Tencerede bile yavaş ve ustaca kaynayan yemek, delice kaynayandan daha lezizdir… (Hz. Mevlana) Aslında Farkındalık Uygulamalarına , Sabretme Uygulamaları da desek hiç de farklı bir şey söylememiş oluruz. Mevla’nın herşeydeki sırrı sabırdır… Acıya sabredersin adı metanet olur, insanlara sabredersin adı hoşgörü olur, dileğe sabredersin adı dua olur, duygulara sabredersin adı gözyaşı olur, özleme sabredersin adı hasret olur, sevgiye sabredersin adı aşk olur… (Hz. Mevlana) Acıyı izlersek metanet, insanları olduğu gibi kabul edersek hoşgörü, isteklerimizle olumlamalar yapıp o olumlamalarınımızın bize ulaşma süresi boyunca sabretmek dua, duyguları izlemek gözyaşı, özlemeyi izlemek hasret olur. Duyguları izlemeyi anlatırken “sevgiyi izlemek” kısmına değinmiştik.

Sevgi kötüdür ve onu parçalayıp yoketmeliyiz demiştik. Sevgiyi izlersek “AŞK” olur. Sabretmek denilince Eyüp peygamberin kıssası ve Eyüp peygamberin sabrı hemen aklımıza gelir. Kısaca bunu hatırlayalaım; Geçmiş zamanların birinde bağlarıyla ünlü Suriye topraklarında Eyüp adında zengin ve iyi ahlaklı biri yaşardı. ‘Para insanı saptırır’ derler ya, onunkisi öyle değildi; malı gün geçtikçe çoğalıyor, o da gün geçtikçe daha çok hayırsever biri oluyordu. Malın mülkün Allah vergisi olduğunu, onların bir gün hesabını vereceğini aklından çıkarmaz, dilinden şükrünü, malından sadakasını eksik etmezdi. Bir insan hem varlıklı hem ahlaklı olunca, onu çekemeyenler de elbette olacak… Bazıları şöyle diyordu: “–İnsan bu kadar varlıklı olduktan sonra elbette herkese dağıtır… Malı nasıl olsa çok..! Dağıt, dağıt bitmez ki…! Bu kadar refah içinde olan biri tabi ki iyi ahlaklı olur; ona sataşan yok, çatışan yok… Herkes ona nasıl olsa saygılı davranıyor…”

Oysa Allah, kulu Eyüp’ün samimiyetini ve Hakk’a bağlılığını biliyordu. Bunu diğer insanlara da göstermek istedi. Hem böylece Eyüp gelmiş geçmiş herkese sabrın simgesi olacaktı.

Hz. Eyüp’ün tıkır tıkır giden işleri ilk kez hayvanlarının peş peşe hastalanmaya başlamasıyla bozuldu. Kısa süre içinde koca sürüden bir tek sıska inek, bir tek kara keçi kalmadı; hepsi telef oldu. İnsanlar Eyüp’ün bu duruma ne diyeceğini merak ediyor; ağzını yoklayarak:

“–Nedir bu başına gelenler…!” diyor ah vah ediyorlardı. Eyüp peygamber yüksek ahlakından ödün vermeksizin:

“-Allah verdi; Allah aldı; her şey O’nun değil mi?” diyordu.

Eyüp Peygamber hayvanlarını kaybetti ama sabrını ve metanetini kaybetmedi.

Belalar geldiğinde aile ve akrabalarıyla gelirmiş…! Eyüp Peygamber bir gün dışarıda işleriyle meşgul iken acı bir haber aldı. Ani bir sarsıntıyla evleri yıkılmış, tüm çocukları göçük altında kalmıştı. Yıkıntıdan sağ kurtulan yalnızca karısıydı. Hz. Eyüp’ün gözleri evlat acısından kanlı yaşlarla doldu; ama ‘sabır’ dedi.

Eyüp Peygamber çocuklarını kaybetti ama sabrını ve metanetini kaybetmedi.

Belalar henüz bitmemişti. Hz. Eyüp’ün vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Küçük küçük çıbanlar, gün geçtikçe büyüdü; bütün vücuduna yayıldı. Eyüp Peygamber hekimlere gitti, ilaçlar kullandı ama nafile… Yaralar iyileşeceğine azıyordu. Eyüp Peygamber’in hastalığı arttı. Artık çalışamadığı için elde avuçta ne varsa hepsini tüketti. Karısı ona bakıyor, evi geçindirmeye çalışıyordu.

Eyüp Peygamber’in yaraları çok fenalaştı. Hastalığının bulaşıcı olması ihtimaline karşı kimse onun yanına yaklaşmak istemiyordu. Eyüp Peygamber yapayalnız kalmıştı. Acı ve ıstıraplar içindeydi… Allah’a dua etmeye ve O’ndan sabır istemeye devam etti. Ama artık bırakın vücudunu hareket ettirmeyi, dudaklarını kıpırdatacak takati kalmamıştı. Bir insanın başına gelebilecek her türlü felaket ve müsibet, onun başına gelmişti ve o, tıpkı sağlıklı ve varlıklı günlerinde olduğu gibi Allah’tan uzaklaşmamış, O’na olan bağlılığını ve güvenini kaybetmemişti. Hz. Eyüp imtihanını başarıyla geçmiş ve insanlara örnek bir kul olmuştu.

Eyüp Peygamber sağlığını kaybetti ama sabrını ve metanetini kaybetmedi.

Hastalığının şiddetlendiği bir anda:

“Ey Rabbim!” diye dua etti. Halim sana malumdur. Adını anamayacak kadar hastayım! Ey Şifa Veren! Şifana muhtacım…”

Yüce Allah, kulundan hoşnuttu. Eyüp Peygamberin makamını, katında daha da yüceltti. Ona:

“–Ayağını yere vur” diye vahyetti. Eyüp Peygamber güçlükle ayağını kaldırıp indirdi. Ayağını indirdiği yerden berrak bir su kaynamaya başladı. Eyüp Peygamber o suyla yaralarını temizledi. Yaraları kısa sürede kuruyup kayboldu; sudan doyasıya içti, içindeki dertler şifa buldu. Eyüp aleyhisselam, hastalanmadan önceki sağlığına tez zamanda kavuştu. Sağlığını kazanan Hz. Eyüp, servetini de yeniden kazandı. Böylece o, refah ve sağlık içindeyken Allah’ı unutmadığı gibi, yoksul ve hastalıktayken de O’na küsmedi, isyan etmedi. Böylece Eyüp aleyhisselam, Allah’ın sadık ve sabırlı bir kulu olarak tarihe geçti.

Bu kıssadan da anlaşılacağı üzere Sabretmek ve İsyan etmemek birbiriyle eşanlamlıdır. İsyan etmek bizim şeytana uyduğumuzun en büyük göstergesidir. Siz Allah’ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber’in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır. (Kuran, 3-152) İsyan etmek gündelik farkındalık öğretilerine uyarlandığında; “Olmuyor işte” “Başaramıyorum” “Sıkıldım” “Yeter artık” gibi cümleler sarfederek isteklerimizin ulaşmasını engeller. Kuantum fiziğinin ışığında bilim adamları maddelerin aslıdna gerçekte varolmadığını sadece düşüncelerden ibaret olduğunu lanıtlamıştır. Sizler aslında tüm gerçeklikleri istiyorsunuz ve oluyor. Fakat bu oluş “kün” olarak Allah’ın bir anda gerçekleşen iradesi (külli irade) ile değil Teşri irademiz ile (cüz i irade) gerçekleşiyor. Siz hayrılısını istediniz ve başınıza fealketler geldiğinde unutmamalısınız ki başınımıza gelenler bizi her zaman isteğimize görütüyordur. Biz bunun altındaki sırları bilemeyiz (gayb). Üzülme! İstediğin bir şey olmuyorsa, ya daha iyisi olacağı için; ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur…(Hz. Mevlana) Teslimiyetin ilk kuralı tam da Mevlana’nın söylediği cümle ile açıklanıyor. Başımıza gelen olaylara teslim olmak. Biz neyin hayırlı olduğunu bilemiyoruz. O yüzden sadece teşekkür edip şükredebiliriz.

Hoşlanmadığınız bir şey, belki de sizin için hayırlıdır.. (Bakara, 2/216. Ayet) Bunun dışındaki yaptığımız yorumlar ve üzülmeler gereksizdir, biçaredir. Unutmayın; Sopayla kilime vuranın gayesi,kilimi dövmek değil,tozu almaktır.Allah sana sıkıntı vermekle tozunu,kirini alır.Niye kederlenirsin. Hz. Mevlana (k.s.) Sen trafik kazasında arkadaşını kaybettin. Üzülüyorsun. Üzülmen onları geri getirecekse hepimiz gelip senin yanında üzülelim. Bu biçare davranışın altında şeytan vardır. Herşey olması gerektiği gibi oluyor ve sen hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini unutuyor ve isyan ediyorsun. Üzülme! Dert etme can! Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan Ne mutlu sana! Elinde olmayanları söyleme bana. Elinde olanlardan bahset can! Üzülme! Geceler hep kimsesiz mi geçecek? Gidenler dönmeyecek mi? Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede Veya bir bahar sabahında k…arşına çıkmış Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin? “Hüzün olgunlaştırır” , “Kaybetmek sabrı öğretir” (Hz. Mevlana) Artık isyan edenlerden oldun ve isteklerin geri çevrildi. İşte bu noktada başka bir kapının sana açılacağını görürsün. Tevbe etmek (başa dönmek) kuantum mekanizmasını tekrar harekete geçirir ve tekrar isyan etmediğin sürece isteğin yaratıcıya ulaşır.

Bu süre tüm inanışlarda 21 gün olarak belirlenmiştir. Sen 21 gün boyunca isyan etmeyip istediğinde isteğin yaratıcıya ulaşır ve beklemeye başlarsın. Önüne ne yollar açılır senin tahmin edemediğin ve isteğine bilemediğimiz bir süre zarfında ulaşırsın. Umudunuzu kaybettiğiniz mi oluyor? Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla.. “Ayağın kırıldı diye üzülme. Allah sana belki kanat verecek. Kuyu dibinde kaldın diye kırılma, belki oradan bile bir kapı açılır. Yusuf kuyudan sultan oldu. (Hz. Mevlana) Hz. Musa (a.s.) bir münacatinda , Allah Teala’ya, Ey Rabbim, kulların içinde hangisi sana daha sevimlidir?” diye sordu. Allah Teala: “Sevdiğini elinden aldığımda bana teslim olan ve isyan etmeyen kimsedir” diye vahyetti. Hz. Musa (a.s.): “Ya Rabbi, kulların içinde en çok kime gazap edersin?” diye sordu; Allah Teala şu …cevabı verdi: “Bir işte önce hayırlısını benden isteyip bir hüküm verdiğimde takdirime kızan kimsedir.”

Allah Teala Kudsi bir hadiste şöyle buyurmuştur:

“Kim benim hükmüme rıza göstermez, verdiğim musibete sabretmezse benden başka bir RAB arasın”     OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEK İnsan KÖPRÜ gibi olmalı. Nasıl ki Herkes İyi, Kötü, Zalim, Fena, Bütün millet gelir köprüden geçerde köprü hiç ses çıkarmadan darılmadan hepsinin geçmesine müsade ederse, İnsanda işte bu köprü misali herkesle iyi geçinmeli muhatabı ister Zalim ister Münafık ister Hırsız isterse Fasık olsun idare edip iyi geçinmelidir. (Seyyid Abdulhakim Hz.) Olduğu gibi kabul edemediğimizde öfkeleniyoruz ve şeytana yeniliyoruz. Nedir bu öfkeyi yapan? Bunu izliyormuyuz? Öfkelenmeyi biz mi istedik yoksa birde baktıkki öfkelenmişiz mi? Kim öfkelenmeyi ister ki? Her insan sorulduğunda kendisini iyi olarak anlatır. Kimse ben sinirliyim ben öfkeliyim böyle olmayı istiyorum demez. Ama birde bakmış ki FARKINDA olmadan öfkelenmiş. İşte en zor sınav burada veriliyor. Tepkisizlik. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu: “Siz kime pehlivan dersiniz?” “Yenilmeyen kişiye” “Hayır, asıl pehlivan, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimsedir,” buyurdu. (Müslim) Kızgınlık halinde öfkemize nasıl hakim olmamız gerektiğini uygulamalı olarak “chat odası farkındalık sohbetleri” yazısında anlattım. Hatalıyı Değil, Hatayı Kabul Etme! Tasavvuf büyüklerinden Şeyh Abdülkadir Geylanî k.s. sallanarak yürüyen bir sarhoş gördü. O anda kalbine kendisinin daha iyi bir insan olduğu hissi doğdu. Bu durumun farkına varan sarhoş, Abdülkadir Geylanî k.s Hazretleri’ne şöyle seslendi: – Ey Abdülkadir! Yüce Rabbim beni senin gibi…, seni de benim gibi yapmaya kadirdir.

Sarhoşun bu sözü üzerine Abdülkadir Geylanî k.s hemen başını önüne eğdi ve Allah Tealâ’dan bağışlanma diledi.

Bu menkıbeyi anlatan İmam Şa’rânî k.s. bizlere şu uyarıda bulunur:

“Ey kardeşim! İslâm’ın uygun görmediği şeyleri kabul etme. Ama bu kabul etmeme şahıslara karşı değil, işlenen günahlara karşı olsun.”

(el-Envârü’l-Kudsiyye) Biz burada hataya tepkisizlik gösteriyoruz. Hata yapan kişi için ise ; “Onlar bilmiyorlar , bilseler yaparlamıydı” diyoruz. Siz durgun olacaksınız ki karşınızdaki insan da durulacak. Ateşe odun atarsanız sadece tartışmayı alevlendirirsiniz. Verilen her cevap ve her tepki buna sebep olur. Ancak dingin olmak sorunu çözecektir. Geminin yüzmesi için suya ihtiyaç vardır. Ama su geminin içine girerse onu batırır. Gemi için su ne ise, mü’min için de dünya odur… (Hz.Mevlana) Siz hayatınızı ne kadar izliyorsunuz? Sürekli su alıyor ve batıyorsunuz. Her kaçırdığınızda gemi biraz daha su alıyor.

Bunun farkında mısınız? Bazıları soruyorlar; “Adam kötülük ile yaşıyor herkeze eziyet ediyor ama hiç başına kötülük gelmiyor ve malıda artıyor huzuruda” Kötü yaradılışlı kişi Allah’a yalvarmasın diye Allah ona dert keder vermez. Unutma firavunun başı bir kez bile ağrımadı..! (Hz. Mevlana) Siz Allah’a yarvalabiliyorsanız bunun ne büyük nimet olduğunun farkında mısınız? Size son bir uygulama tavsiye edeceğim. Bu uygualama farkındalığın son aşaması olacak. Tüm samimi kalbimle bu yazıları size yazıyorum. Ve inanın yazmak çok zor geliyor. Çünkü bunların hepsini kendiniz zaten keşfedeceksiniz. Bu uygulama ise bize şeytanın en çok vurduğu yerleri içeriyor; Bir gecenizi feda edin ve uyumayın. Işıkları kapatın karanlığa gömülün. Tüm dünya bir anda durmuş gibi sadece bir gece farkındalığı düşünün ve kendinizi izleyin. “Bir gececik uyuma, ne olur. Ayrılık kapısını çalma bir gececik. Bir gececik dostların gönlü olsun,

ne olur sabahı et bir gececik.

Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,

kör olsun şeytan bir gececik.

Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.

Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.

Sofrandakiler dirilsin bir gececik.

Bir gececik uyuma, ne olur.

Ayrılık kapısını çalma bir gececik.

Bir gececik ata bin, meydana gel.

Gönüller bir gececik rahat olsun,

göğüsler meydana dönsün bir gececik.

Yeniler giyinelim biz kulların.

Musa gibi sen bir sopa al eline.

Sopa bir anda elinde yılan olsun.

Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.

Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun.

Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın. “

(Mevlana Celaleddin Rumi)

94.tif

KAYNAK

Ölmeden Önce Yaşamdan Sonra

Ölümle Buluşma

Gözlerimi açamıyorum. Göğsümden dışarıya sıcak bir su çıkıyor gibi. Ne olduğunu hiç bilmiyorum. Gözümü hafif bir şekilde açıyor, kirpiklerin arasından bakıyorum dünyaya, daha doğrusu kırmızıya bulanmış duvara. Nefes alamıyorum… Oksijen verin bana ! Sanki çevremdeki tüm oksijen , benle küsmüş bana yaklaşmıyor. Zoraki bir nefes aldım gibi oluyor onuda alırken göğsüm ağrımaya devam ediyor. Sanki 1 tonluk biri üzerine oturmuş gibi… Her beklediğim süre de göğüs kafesim parçalanır gibi ağrımaya devam ediyor.Elimin üzerindeki tüyleri bile hissediyorum ama elimi hissetmiyorum. Sanki hiç bir zaman olmamışcasına, elim karanlığın içine yuvarlanıp gidiyor. Diğer uzuvlarım da saçlarımda… Ne kadar da saçlarıma önem verirdim. Sahi bir daha hiç elliyebilecekmiyim arkaya doğru tarar gibi parmaklarımın arasında geçebilecek mi? saçlarım…

Vedaya B Mikro Saniye Kala

Yine o bir upte nefesi almaya çalışıyorum, çalışıyorum, çalışıyorum bana o boğazım ihanet edip son bir nefes dahi almama izin vermiyor. Kepenk kapatmış boğazıma laf anlatamıyacağımı anladığım an ellerim tekrar yerinde olduğunu anlamam bir oldu. Ellerimle boğazımı delip geçmek, onun kepenkinin kilidini yok etmek için hamle yapmaya çalışırken dünyadaki tüm yer çekimi benim üzerime binmiş gibi düm düz olmaktayım. Elimde kas hücresinin zevre miktarı kalmamış ki küçük bir hareket bile edemiyorum. Gözlerim iyice büyümekte sanki yerinden çıktı ve 360 derece bir kamera ile odayı görmekteyim. O gözüme doğru gelen doz tanesini görüyorum çekil demek üfleyip gitmesini istesem de o yer çekimi bıyığımdaki tek bir teli bile oynatmamı engellemektir. Yer çekimi gücünü bukadar iyi anlamama neden oldu ne kadar kuvvet li bile olsan dünyayı omzuyla kaldıran adam da olsa yine de gücü yetmez ezilmiş bir halde olur.

Çınlayan Dünya

Bir anda büyük bir çınlama sesi kulağımı ateşe atmışcasına yakarak gelmekte kulaklarım patlayıp akmış gibi hissediyorum. Ne oluyor bana ne hiç birşey anlamıyorum ne çırpınıp elim kolum oynamakta nede gözümü açmaktayım, hiç birşey anlamamaktayım. Güçlü bir süpürge bedenimi lime lime parçalayarak çekmekte gibi hissediyorum. Maffediyor beni bu olay her tarafımı aynı anda milyonlarca karıncanın dişi geçmiş gibi bir acıyla. Her hücremi tek tek güle güle demekte ruhum. Artık iyice kendimi kaybetmekteyim. Hiç birşey göremiyecek, takatimin dorukları emilmiş duruma düşmekteyim. Yavaşca alamadığım o bir tırnak arası doldurmaya nefes için bile artık geç olduğunu anladığım vakitte sonsuz deniz de bir kibrit çöpüyle ilerlemekteyim…

Şansıma Küçük Bir Delikten Dünyayı Gördüm

Dünyaya neden insan bu kadar küçük bir yerden bakar? Bu kadar az yer kapladığımızdan mı? Yoksa kendini bu kadar küçük gördüğünden mi? Yada kendimizi mi hiç farketmiyoruz?

İnsan olarak bir delik bulmuşuz oradan bakıyoruz o delik karanlığa büründü mü akşamınız olup çıkıyor. Yada gündüzümüz… Az kafamızı kaldırıp o ışığın geldiği yeri merak etse insan elbet oradan da bir delik açıp dünyaya farklı bir yerden bakabilecek. Tabi bunla kim uğraşacak sonuçta o deliği delmek gerek. İnsan neden kendini bu kadar kapatıyor anlamıyorum. Ye, iç, işe git, uyu. İnsan böyle mi hayatını geçirmeli. Hiç sokağa çıkmadan sinemaya gitmeden özellikle kitap bile okumadan mı şu kısa ömrünü doldurmalı. Birde şöyle birşey var şans ya böyle bir hayat yaşıyor insan. Hiç çabalama o dediğim insan bir ekmek alsa yeter ona, ikinci ekmekle ilgilenmez sonuçta daha fazla kazanıp kazanamayana verebileceğini düşünmez. Yada şansıma böyle bir hayatım var. Şansıma zengin bir ailede doğmadım. Şansıma kız veya erkek doğmamışım gibisine laflardan bıkmaz usanmaz. Bilmezki o şans elinde olduğunu…

İnsan yanılır şansını değerlendirmeden hayatını bir düzenekle devam eder. Düzeneğinin üstüne çıkar borç a batık şekilde yaşar. Dünyasındaki o deliği borçlar kapatır zor gibi önünü keser sadece o ne olduğu belirsiz ışık kalır. Temizlemek gerek bazen ama temizlemez. Hep o dünyasında ne olduğu belirsiz bir hayat.

Hep bir düzen düzensizlikle boğulmak için…

Hayatımıza risk almadan yaşamak bence hayatı bitiren bir durum. En ayrıntılı bir şekilde planını yap ama bu plan bile bir risktir. Hayatını bu kadar körpe bir hale getirerek,ilerleyip bir adım yukarıya çıkarmayı düşünmemek bir aptallıktır. Önünü göremeyen bir aciz için oluşturmuş bir düzenektir hayatı kısıtlamak. Gereklimidir kısıtlamalar. Elbette ama uçurumun kenarındaysan kısıtlar, elbet kısıtla aşıksan kısıtla belli bir sınırın olması için kısıtla. Ama geleceğini güzelleştirebilecek şekil veren bir duruma kısıtlama getirmek. O deliği küçültme büyüt. Yaşamın diğer yarısında gör. Tek gözü kapalı bir hayata durma. 

şiir gibi

Şiir gibi yolculuk

image

Bu yolculuklar benim için kitap okuma durağım.Belki evde zaman bulamam ama 5 dakikalık yol bile olsa kitap okumak için güzel bir zaman. Sonuçta yolculukta kafayı bir yerden bir yere çevirerek zaman geçirmek çok az bir zaman dilimi gibi geliyor. Kitabın büyüsüyle yolculuk hiç bitmesin diyorsun yada diyorum. Kitaptan kafam ağırlaşınca şiire geçtim. Sizlere okuduğum bir şiirle bu postu taktim edeceğim.

Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
gölgem gibi demiyorum
çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da
Ellerim ayaklarım gibi de değil
uykudayken yitirirsin elini ayağını
ben hasreti uykuda da yitirmiyordum
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
açlıktı, susuzluktu demiyorum
sıcakta soğuğu, soğukta sıcağı aramak gibi de değil
giderilmesi imkânsız bir şey
ne sevinç ne keder
şehirlerle bulutlarla türkülerle de ilgisiz
içimdeydi dışımdaydı
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
zaten elimde ne kaldı bu yolculuktan
hasretten gayrı
Nazım Hikmet

Kırmızı panjurlu garaj

Kırmızı panjurlu garaj

Merhabalar başlığı neden bu şekilde yaptığımı söylemek istiyorum. Türk filmlerinde pembe panjurlu evimiz olsun diye söz söylerlerdi. Bende oradaki güzelliği bu fotoğrafladığım resimde gördüm ne kadar o panjurla alakası olmasada çok güzel bir görsel var…