Şansıma Küçük Bir Delikten Dünyayı Gördüm

Dünyaya neden insan bu kadar küçük bir yerden bakar? Bu kadar az yer kapladığımızdan mı? Yoksa kendini bu kadar küçük gördüğünden mi? Yada kendimizi mi hiç farketmiyoruz?

İnsan olarak bir delik bulmuşuz oradan bakıyoruz o delik karanlığa büründü mü akşamınız olup çıkıyor. Yada gündüzümüz… Az kafamızı kaldırıp o ışığın geldiği yeri merak etse insan elbet oradan da bir delik açıp dünyaya farklı bir yerden bakabilecek. Tabi bunla kim uğraşacak sonuçta o deliği delmek gerek. İnsan neden kendini bu kadar kapatıyor anlamıyorum. Ye, iç, işe git, uyu. İnsan böyle mi hayatını geçirmeli. Hiç sokağa çıkmadan sinemaya gitmeden özellikle kitap bile okumadan mı şu kısa ömrünü doldurmalı. Birde şöyle birşey var şans ya böyle bir hayat yaşıyor insan. Hiç çabalama o dediğim insan bir ekmek alsa yeter ona, ikinci ekmekle ilgilenmez sonuçta daha fazla kazanıp kazanamayana verebileceğini düşünmez. Yada şansıma böyle bir hayatım var. Şansıma zengin bir ailede doğmadım. Şansıma kız veya erkek doğmamışım gibisine laflardan bıkmaz usanmaz. Bilmezki o şans elinde olduğunu…

İnsan yanılır şansını değerlendirmeden hayatını bir düzenekle devam eder. Düzeneğinin üstüne çıkar borç a batık şekilde yaşar. Dünyasındaki o deliği borçlar kapatır zor gibi önünü keser sadece o ne olduğu belirsiz ışık kalır. Temizlemek gerek bazen ama temizlemez. Hep o dünyasında ne olduğu belirsiz bir hayat.

Hep bir düzen düzensizlikle boğulmak için…

Hayatımıza risk almadan yaşamak bence hayatı bitiren bir durum. En ayrıntılı bir şekilde planını yap ama bu plan bile bir risktir. Hayatını bu kadar körpe bir hale getirerek,ilerleyip bir adım yukarıya çıkarmayı düşünmemek bir aptallıktır. Önünü göremeyen bir aciz için oluşturmuş bir düzenektir hayatı kısıtlamak. Gereklimidir kısıtlamalar. Elbette ama uçurumun kenarındaysan kısıtlar, elbet kısıtla aşıksan kısıtla belli bir sınırın olması için kısıtla. Ama geleceğini güzelleştirebilecek şekil veren bir duruma kısıtlama getirmek. O deliği küçültme büyüt. Yaşamın diğer yarısında gör. Tek gözü kapalı bir hayata durma. 

Paranın Kalitesi

Para düşündüğümüz kadar kaliteli midir?

Kaliteyi aslında bir televizyon ekranlarında almış gibi hissediyorum. Çocukken o evleri görerek, uşakların buz atıp getirdiği limonatayla hissetmişim galiba. Aslında paranın çokluyla bildim gibi geliyor, bana yaşamın güzelliği. Sonuçta ne kadar param olursa o kadar rahat bir şekilde yaşarım. Rahatlıkla kaliteyi karıştırıyorum sanki. Sürekli param çoğaldıkça yaşam kalitemin arttığını hissediyorum.Onun içinde çok çalışıyorum, çalışıyorum, çalışıyorum. Hiçbir işi önemsemeden daha çok kazandıran işleri seçiyorum.

Zamanında büyüklerimizde bunun için yönlendirmedi mi bizi ?

Neden bilmiyorum , dünyanın parası da geçse elime, işimi sevmiyorum. İşte iken zamanım boşa gidiyormuş gibi hissediyor, işte iken her boş geçirdiğim zaman benim en iyi zamanım o zamanmış gibi geliyor. Aklımı işte unutup evde çalışıyorum. Maaş günü tüm gücü elimde bulundurarak adımlarımı atıyorum. Ayın günlerini kuş gibi tek tek bırakmasıyla, o gücü eriyip bitiriyorum. Sonunda o güçten eser kalmıyor ,bütün kalitem o paranın cebime girdiği ilk hafta bitmiş oluyor. Sonrasında bir hiç olup çıkıyorum. Yada o bir haftayı bile yaşamadan kalitem cebimdeki para edasıyla, gözüm kapalı geziyorum. Doğrumu benim bu şekil de yaşamam kaliteyi, sürekli para da arayıp durmam. Belki de çocukken çizdiğim resim gibi tekrardan çizmeliyim. Gerçi para getirmez ki en ünlü ressamlar bile yaşarken kazanamamışlar ben mi kazanacağım. Sonrasında tekrar para peşinde koşuyorum hayat standartlarımı buna göre şekillendiriyorum.


KAYNAK-2

Yanlış Bir şey olduğunu hissediyorum ne? Acaba yanlış bir standartta mı ilerliyorum ?

…zaman geçiyor ve ömrümü sadece para kazanmak için çalışarak buluyorum. Yatakta canımı verirken hemde. Ömrümün sonun da son nefesimi verdim verecem. O anda kendime ne kadar acıdığımı hissediyorum. Hayatımı keşkelerle dolu bir hayat yaşamışım. Ömrümde harcayamadığım paralarla ısınmak istiyorum ama yapamıyorum. Üşüyorum üstümdeki battaniye yetmiyor gerçi birine seslenip yardım isteyecek gücüm bile yok. Sadece acı veren bir geçmiş aklımda dönüp duruyor.


KAYNAK-3

Çocukluğumdan başlayarak ne yapsam diye düşünüyorum. Elime verilen oyuncakların sınırıyla değil de, terliği elime alıp duvarı masayı yol yaparak sürmek isterdim.Tarağı bebeğim yapıp, terliği yatak yapmak ninni söyleyerek uyutmak isterdim. Daha da büyüdüğüm de, o kadar çok ders çalışmak veya aylak aylak takılmak yerine ,çok seveceğim işi bulmak ister.O İşte yaşadığım süre içerisine sığdıracak bir resme imzamı atardım. Öyle bir atardım ki ders çalışmamın kalitesini de arttırır aylak aylak geçmemi dünya turuna çevirirdi. Dünyanın en zengini olmak için uğraşmaz ,şu anın en zengini olmayı hedeflerdim. Kaliteli yaşadığımı göstermek için A marka araba,elbise,telefon gibi gösteriş yapabileceğim bir şeyden ziyade hayatta ne başardığımı koyardım. Başarım belki Dünyanın kudreti değilde 6 saat uyumam olur, gözleri görmeyen birinin yaya geçidinden karşıya geçirmem olur, belki de küçük bir çocuğa cesaretlendirebilecek bir söz veya bir sakız olurdu.


KAYNAK-4

Belki de yaşamımın kalitesini işimden zevk alarak cevremdekilere yardım ettiğimdeki huzurumla, kendimi bilgilendirerek, bir yemeği fazla yapmak yerine kendime yetecek kadar yaparak, cebime fazladan para değilde kendime yetecek kadar para olmasıyla kaliteli yaşardım. Yani ektiğim tohum kadar ürün alarak yaşarım. Kaliteli yaşamı paraya sahip olarak değilde yaşadığım zamanın değerini bilerek şu küçük zaman dilimini doldururdum.

Okuyum zaman harcıyan herkese teşekkür ederim