Şansıma Küçük Bir Delikten Dünyayı Gördüm

Dünyaya neden insan bu kadar küçük bir yerden bakar? Bu kadar az yer kapladığımızdan mı? Yoksa kendini bu kadar küçük gördüğünden mi? Yada kendimizi mi hiç farketmiyoruz?

İnsan olarak bir delik bulmuşuz oradan bakıyoruz o delik karanlığa büründü mü akşamınız olup çıkıyor. Yada gündüzümüz… Az kafamızı kaldırıp o ışığın geldiği yeri merak etse insan elbet oradan da bir delik açıp dünyaya farklı bir yerden bakabilecek. Tabi bunla kim uğraşacak sonuçta o deliği delmek gerek. İnsan neden kendini bu kadar kapatıyor anlamıyorum. Ye, iç, işe git, uyu. İnsan böyle mi hayatını geçirmeli. Hiç sokağa çıkmadan sinemaya gitmeden özellikle kitap bile okumadan mı şu kısa ömrünü doldurmalı. Birde şöyle birşey var şans ya böyle bir hayat yaşıyor insan. Hiç çabalama o dediğim insan bir ekmek alsa yeter ona, ikinci ekmekle ilgilenmez sonuçta daha fazla kazanıp kazanamayana verebileceğini düşünmez. Yada şansıma böyle bir hayatım var. Şansıma zengin bir ailede doğmadım. Şansıma kız veya erkek doğmamışım gibisine laflardan bıkmaz usanmaz. Bilmezki o şans elinde olduğunu…

İnsan yanılır şansını değerlendirmeden hayatını bir düzenekle devam eder. Düzeneğinin üstüne çıkar borç a batık şekilde yaşar. Dünyasındaki o deliği borçlar kapatır zor gibi önünü keser sadece o ne olduğu belirsiz ışık kalır. Temizlemek gerek bazen ama temizlemez. Hep o dünyasında ne olduğu belirsiz bir hayat.

Hep bir düzen düzensizlikle boğulmak için…

Hayatımıza risk almadan yaşamak bence hayatı bitiren bir durum. En ayrıntılı bir şekilde planını yap ama bu plan bile bir risktir. Hayatını bu kadar körpe bir hale getirerek,ilerleyip bir adım yukarıya çıkarmayı düşünmemek bir aptallıktır. Önünü göremeyen bir aciz için oluşturmuş bir düzenektir hayatı kısıtlamak. Gereklimidir kısıtlamalar. Elbette ama uçurumun kenarındaysan kısıtlar, elbet kısıtla aşıksan kısıtla belli bir sınırın olması için kısıtla. Ama geleceğini güzelleştirebilecek şekil veren bir duruma kısıtlama getirmek. O deliği küçültme büyüt. Yaşamın diğer yarısında gör. Tek gözü kapalı bir hayata durma. 

darwin project oyunu

Darwin Project Oynunu Steam Play Üzerinden Çalıştırdım

Oyuna Giriş

Darwin Project isimli yeni erken erişim oyunu, sizin imdadınıza yetişti diyebiliriz. Şöyle artık standartlaşan battle royel oyunlarından sıkılan kişilerin tercih etmesini önerebileceğim bir oyun. Her ne kadar bende yeni yeni oynamaya başlasam da sizlere anlatmaya çalışacağım. Battle Royale oyunu ama 100 kişi ile değil, 10 kişi ile oynanıyor.Oyuncu sayısı az olduğuna bakmayın oyun çabuk bitmiyor.Örneklendirirsek, standart bir Fortnite: Battle Royale oyunu ile en uzun Darwin Project oyunu, neredeyse aynı zaman içinde bitiyor. Yani bu 10 sayısı kesinlikle korkmayı gerektirecek bir sayı değil.

Öncelikle bu oyunda öyle ateşli silahlar filan yok. Eline balta almış sırtında ok takmış biri olarak dolaşıyorsunuz. Balta ile ağaç kesip düşmanlara saldırıyorsunuz. Yayınızın yanında okunuz olduğu sürece ok atarak düşmanları aşağıindirebilirsiniz. Peki, neden balta ile ağaç kesiyoruz? Odun ve benzer şeyler bularak veya toplayarak eşya üretme biliyoruz. Bu sistemde de tuzaklar ve kendimizi geliştirebildiğimiz seçenekler bulunuyor.Kısaca Diğer Battle Royale oyunlarına pek benzemiyor bu yapıt.

Oynanış kısmındaki yenilikler ile Darwin Project hoş bir oyun olmuş. Daha da Açık Oyunları markasına benzeyen bir deneyim sunuyor. Oyunda düşmanlarımızı öldürmek için tuzaklar kullanabiliyoruz, kendimizi farklı yönlerde geliştire bilip, farklı oklar veya baltalar kullanabiliyoruz. Eğer silahlı hayatta kalma oyunu diyeyim, oyunları hoşunuza gidiyorsa bu oyun o kadar hoşunuza gitmeyebilir.

İzleyenler Oyuna Dahil!!!

Darwin Project oldukça sosyal bir oyun. Sadece oyuncuların değil, oyunları izleyen oyuncuların da ilgisini çekmeye çalışan bir oyun. Öncelikle oyundaki önemli bir özellik: Şov Yönetmeni. Her oyunda bir yönetmen bulunuyor ve bu yönetmen, karşılaşmanın izleyicileri ile ve katılımcıları arasında bir köprü görevi görüyor. Şov Yönetmeni, oyunda hangi bölgelerin kapanacağından tutun, hangi özelliklerin aktif olacağına oyun sırasında karar verip, oyunun dinamiğini değiştirebiliyor. Bu durum da hiçbir Battle Royale oyununda yok.

Oyun içerisinde canlı yayın ögeleri de bolca bulunmakta. Hem oyunu oynayan kişiler, hem de canlı olarak izleyen kişiler bu yapıttan zevk alabiliyor. Oyun sırasında, oyunu canlı olarak izleyen insanlar, oyun içerisindeki avcılar üzerinden kumar oynayarak, kimin kazanacağını tahmin edebiliyorlar. Tabii buna kumar dedik ama ortada herhangi bir değerli şey bulunmuyor. Aynı zamanda oyunu canlı olarak izleyenler, şov yönetmenine de yardım edebiliyorlar. Canlı izleyenler, şov yönetmeninin yapacağı bir sonraki şeyi oylayabilir ve yönetmen de ona göre hareket edebiliyor oyunda. Tüm bunlar, oyuna yepyeni bir katman veriyor.

Linux üzerinden steam play ile oynadığım. Sizlere şöyle bir video bırakarak ileri ki yazılarım ve videolarım la eşlik etmek istiyorum. Hoşça kalın.

mavi kelebek resmi

Kelebek gibi yaşadık durduk, Şu hayatı….

Kelebeğin Işık Sevgisi…

Şu bir günlük hayatım da.
Ampül arayıp durdum.
Onuda buldum.
Çarpıp durdum.
Yoruldum,
Işığın kesildiği yerde.
Dibinde,
kendimi buldum.


KAYNAK

İnsan Ve Kelebek

İnsanoğlu olarak… Hep hedefledik, hep ilerledik. O ışığı bulabilmek için.
Aslında orta da büyük bir ışık var, gittiğimiz nokta hep o.
İlerliyoruz koşuyoruz ,at gibi dört nala koşarcasına. O kadar çok efor sarfetiyoruz ki .
Sıcaktan başın dönüyor , uğraşlarınla kolunu kaldıramadığı hissediyorsun.
Pes etmek yok! Sadece ileri , ışığa dokuna bilmek için. Ne güzel tam dibindesin ışığın.
Eline avcuna almak üzerisin. O kadar hızlısın ki onu geçmekten korkuyorsun.
Işığın gücüne dayanabilmek için mecbur dahada hızlanıyorsun.
Ne için dediklerinde ışığım için diyorsun ve yoluna devam ediyorsun.
Tam o yakalama noktasına gelirken, sineğin camdan sekip geri gitmesi gibi,
sekiyor tekrar o görünmez duvara ilerliyorsun.

O kadar çok hızlanıyorsun ki o üc beş deneme hiç birşey diye.
Daha hızlı koşarak son gücünle nevruz kutlayan insanlar gibi, a
teşten atlamayı hedefleyerek ilerliyorsun. O çarpma kolunu kanadını kırıp.
Artık son bir çare ışığı seyretmeye dalıyorsun. Bakıyorsun etrafına…
Sadece ben denemedim diyor, için huzur doluyor. İçeriye girebilmiş insanları görüyor,
orada toz bırakmış gözleri kapalı huzurla yatmakta.
Hedef olarak o ışığı seçmiş başaranlar ve o ışığı seçipde başarısız olanlarla doluydu orası.
Duvarın bi tarafında yatan daha çok, daha fazla insan var.
Tabi gözünü açık tutabilen de biz vardık. Yakında göz feri sönene dek…


KAYNAK

Açıklama

Arkadaşlar daha demin anlattığım olayda insan olarak hep bir arayış hep birşeylerin peşine koşmaktayız. Hayal edip veya hedef koyup onu yapmaya çalışıyoruz.
Tabi bazı durumlarda daha farklı şekilde koyuyorsun hedefini anlamıyorsun bile.
O durumdayken de vücudun senin yerine hedefi belirleyip yapıyor.

Bazı durumlar hayatının hedefi olur ya. Sürekli engellere vurup durursun.
İşte burada onu anlatmak istedim. Bir kelebeğin o ampüle ulaşmaya çalışması gibi…
Sürekli çarpar kanatlarından pullar düşer ama giremez.
Bizde de hedeflerime gittiğimizde aynı durumu yaşıyoruz.
Hedefimize giderken kanatlarımızdaki pulları kaybediyoruz.
En sonunda o bıkkın aciz halimizle geri gelebiliyoruz. Yada sayborg halde devam ediyoruz.
Hiç kimse o güzel kanatlı kelebek olarak kalmıyor . Ya robot gibi bir hale alıyor.
Yada kolunu bacağını kırmış devam ediyor.


KAYNAK

Balkonda ki o kelebeğe teşekkürlerimi sunuyorum , konuyu yazmama vesile olduğu için.
Hayatını kaybettin, edebi olabilmek için.

linux yolculuk

Linux Maceram

Linux başlangıcı

Önceden linux kullanmışlığım var. Bazı dağılımları denedim aklıma gelenler Pardus,Pisi,ubuntu,Mint…
Pardus’dan bahsetmek istiyorum çünkü linux la tanışmamı sağladı lise 1 de ama o zamanlar oyun çok fazla oynadığım zamanlarım dı ve her şey depoda bulunmadığından dolayı uçbirim(Komut Penceresi) kullanmak gerektiğinden gibi unsurlardan dolayı geri yeniden windows’a döndüm.

Sonrasından ara ara yeniden çabaladım ubuntu kurdum o pardus ve pisi
deki kde kullanım tadi vermedi kendi standart arayüzü ve bana daha narin bir sistem gibi geldi çünkü bir uygulamayı başlatmaya çalışıyorum zorlanıyor vede çökmeler yaşanıyordu o konuda mint de sorun olarak kde performansı pardus kadar iyi gelmemişti yine ubutu da ki aynı sorunu çekmiştim pardus un niteliğindeki pisi kullandım bir süre boyunca onda ise birçok paket ubuntu da bulunuyor ama pisi de çalıştırmak için çok zahmet çekmek gerekiyordu birde bek fazla uçbirime alışık birisi olmadığımdan daha da sıkıntı oluşmaya başlamıştı en sonunda Unreal Engine yi kurmaya çalışırken ubuntu yazısı ile karşılaşınca son buldu benim için.

Windows la bir süre gittim belli sebeplerden ötürü uzun bir süre linux dağılımlarına geri dönmedim. Bir haftadan beri Elemantry Os kullanmaktayım ilk defa bir driver’i kendi sitesinden indirip kurabildim 🙂 tabiki de diğer dağılımlarla da yapılabilir ama bana bu dağılımla yapmak nasip oldu.Birçok yazılım kurdum kurarken bazı sıkıntılar çekmedim değil mesela ;

Wifi driver’i Yüklemek

wifi adaptör aldım lakin elemantry os görmedi ve sitesinden indirdiğim sürücüsü make ederken hata verdi. Bir de wiress kartı ile bir bilgi pc de göremedim.
Aşağıdaki driver’i indirdim
http://www.revaweb.com/data/TL-WN823NEU_V22_17_02_26_Linux.tar.gz
Kurulumu
İndirilen dosyayı arşiv halinden çıkartıyoruz.
açılan dosyanın driver klosör’üne giriyoruz
sağ tıklayıp içinden aç terminal e tıklayıp terminal’i açıyoruz.
aşağıdaki komutları kopyala yapıştır yaptıktan sonra driveri kuruyoruz.

sudo make

 

sudo make install

bilgisayarı yeniden başlattıktan sonra yüklenmesi lazım. yüklenmediyse şu adresteki komutarı uygulayabilirsiniz benim gibi sorunla karşılaşanlar

Yardım aldığım kaynak

üsteki yazıda anlattığım şekilde karşınıza çıkarsa çözebilirsiniz.Benim wifi adaptör’ü ile modem gücünü geliştirmek amaçlı kullanacaktım.Ama forumlardan yardım alarak çözüme ulaştım yardım eden herkes e teşekkür etmeyi borç bilirim…

Önceden başka bir bloguma yazdığım yazıyı burada toplamak için buraya ekledim.

steamplay

Steam den Linux Kullanıcılarına Müjde haberim Var !

Merhabalar herkese.

Steam geçtiğimiz günlerde windows oyunları için kendi araçlarını yayınladılar. İsim olarak Steamplay veya valve proton ikilisi isimden biri olacak gibi duruyor neyse. Şuanda tam etkin olmasa da hiç bir değişiklik yapmadan bu araçla, linux üzerinden windows oyunları oynayabilmemizi amaçlanmış. Lakin şuanda beta aşamasında diyebiliriz. Hem kurulum anlamında temel düzeyde bilgiye sahip linux kullanıcıları için çok zorlanacağını düşünüyorum. Tabi bu durum bize ne tür avantajlar getireceğini şöyle söylemeliyim.Tek tıkla hiç bir ayarlama yapmadan çalışacak Steam. Bunun sayesinde daha çok kullanıcı linux dağılımlarını kullanmaya başlayacağına inanıyorum. Tabi daha çok kullanıcı daha çok oyunun linux la uyumlu olması demek. Bakalım bu dediklerim ne kadarı olabilecek.

 

Sizlere kendi kullandığım sistem olan manjora da nasıl yükleyebilirsiniz en basit şekilde onu göstereyim. İlk olarak steam’ı betaya çevirelim;

steam betaya çevirme

Bu kısım account kısmında yer almakta burada steam beta yazmaz sizde change butonuna basın  Çıkan sayfada betayı seçtikten sonra sizden steam reset’lemenizi isteyecek gelen butona tıklayarak resetleyin.

steam beta

Sonrasında Proton u indirmemiz lazım. İsterseniz terminalden isterseniz yazılım ekle kaldır dan indirebilirsiniz.

proton aur

 

Ondan sonra ayarlardan steam play kısmında proton’u görebilirsiniz. Steam playınızı seçtikten sonra resetliyerek windows oyunlarınız kullanıma hazırdır. Şunu hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde yapmak sağlıklı olmayabilir sonuçta bende çalıştı sizde çalışmaya bilir. En iyisi proton’un anlattığı gibi ayarlamakta fayda vardır. Bu linkten indirme sayfasına ulaşabilirsiniz. Ve tabiki dahadetaylı bir şekilde Steam play i öğrenmek istiyorsanız Buraya tıklayın steam haberinden öğrenin. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

 

şiir gibi

Şiir gibi yolculuk

image

Bu yolculuklar benim için kitap okuma durağım.Belki evde zaman bulamam ama 5 dakikalık yol bile olsa kitap okumak için güzel bir zaman. Sonuçta yolculukta kafayı bir yerden bir yere çevirerek zaman geçirmek çok az bir zaman dilimi gibi geliyor. Kitabın büyüsüyle yolculuk hiç bitmesin diyorsun yada diyorum. Kitaptan kafam ağırlaşınca şiire geçtim. Sizlere okuduğum bir şiirle bu postu taktim edeceğim.

Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
gölgem gibi demiyorum
çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da
Ellerim ayaklarım gibi de değil
uykudayken yitirirsin elini ayağını
ben hasreti uykuda da yitirmiyordum
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
açlıktı, susuzluktu demiyorum
sıcakta soğuğu, soğukta sıcağı aramak gibi de değil
giderilmesi imkânsız bir şey
ne sevinç ne keder
şehirlerle bulutlarla türkülerle de ilgisiz
içimdeydi dışımdaydı
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
zaten elimde ne kaldı bu yolculuktan
hasretten gayrı
Nazım Hikmet

omesego

Omisego (OMG) Coin Bankaları Bitirebilecek Proje

image

KAYNAK-1
Dünya genelinde kripto para meraklısı olan insanlar son zamanlarda OmiseGo’ya çok fazla sevgi göstermekte olduğunu araştırmamda gördüm. İsminin kısaltılması olan OMG(Oh My God) için iki türlü bir açıklama yapılıyor. Birisi sadece Oh My God anlamı taşıdığı. Diğer açıklamada ise ilerleyen zaman için de çok hızlı yükseliş ve ilgiden dolayı bu sözün söyleneceğinden dolayı.

Nedir bu OmiseGO ?

OmiseGO merkezi olmayan bir yapıya sahip ödeme cüzdanı sunan Ethereum altyapısını kullanan bir kripto para birimidir. OmiseGO, sanal cüzdanlarda kullanılması için finalsal teknoloji tasarlar. Bu teknoloji ile, OmiseGO’yu kullanan kişilerin kendi aralarında alışveriş yapmasını sağlar tabi bu sistem üzerinden ödemelerini yapmasını. Kullanıcıların kendi finansmam yapılarını oluşturması da diğer finansal kurumların OmiseGO ile bitmesini sağlayabilecek bir proje.Tabi burada bankaları hedef alınarak yapılmıştır. Bu da projenin istediği konuma gelmesini zorlaştıran bir etkendir. Şahsen benim hoşuma gitmektedir bu proje. Bankaların elinden kurtarabilme düşüncesi bile hoş bir duygu bırakıyor.

image.png

KAYNAK-2

OmiseGo ya Güvenilebilir mi?

  • OmiseGo güven verecek partnerlere sahip. Şöyle bir örnek verebilirim. Taylan’daki Mc McDonald dan bu para birimiyle yemek yiyebilirsin ve Ali pay üzerinden alışverişini yapabilirsin. Güzel bir durum değil mi ?
  • Bir de En büyük Güney kore bankalarından biri olan Shinhan Bank’la anlaşma yapmıştır buda güven veren gelişmeler den biri.
  • Şu anda market hacmine göre sıralaması “23” tür. Market hacmine göre toplam dolar olarak “1.299.889.454 $” TL olarak ise “5.826.773.977 ₺” buda küçük bir miktar değildir güven sağlayabilecek miktardır.

OmiseGo’nun Özellikleri Nelerdir ?

  • Merkezi olmayan bir altyapıya sahiptir.
  • Sürekli nakit akışı sağlayan mekanizma
  • Mesajlaşma ağı ile Oromatik takas merkezine sahiptir.
  • Varlık tabanlı block zinciri
  • Ölçeklenebilir ve Herkese açık block zinciri.
  • Proof of Stake (PoS) konsensüsü, zincirin kendisinin yaptığı faaliyetlerle birleştirilir
  • Takas ve çözümleme OmiseGo block zincirinde gerçekleşmekte.
  • Birleştirilmiş zincir yapılarını güçlendirebilen yüksek performanslı sistem.

image.png
KAYNAK-3

Nasıl Alınır?

Alabileceğiniz bir kaç sistem linki vereceğim. Linklere buradan ulaşabilirsiniz;

binance
cryptopia
Bir çok markete bu linkten ulkaşabilirsiniz.

krita

Kare Adamla Krita Nedir ?

Kare Adamla Krita Nedir ?

Amatörce de olsa kare kafalı değişik bir karakter yapmaya çalıştım. göstereceğim programla yaptım bu karakteri. Elime bayağıdan beri tablet alıp bir şey çizememiştim bugün elime tableti alarak karalamak ve programa daha hakim olabilmek adına bu çalışmayı yaptım. Sizlere Krita adlı programı tanıtmak istiyorum.

kare.png

Krita Nedir ? Kısaca Tarihi.

Bir grafik düzenlemeyi sağlayan, dijital sanatçılara yönelik bir çizim yazılımıdır desek yeridir. Calligra yazılım setinin bir bileşeni olan program, Genel Kamu Lisansı ile dağıtılmaktadır.
Bedava yazılımdır.

Krita sözcüğü İsveççe iki sözcüğün birleşiminden (crayon ve rita) oluşmuştur. Crayon Türkçede renkli kalem, krita ise çizmek anlamına gelir.

KOffice’in bir bileşeni olarak 2005 yılında çıkıyor. 2006 aKademy en iyi program olarak ödül alıyor.
Krita Vakfı ve KO GMBH 2013 yılında 3 farklı versiyon yayınlayacağını duyuruyor.

Krita Sketch: Dokunmatik ekranlara özel, ultrabook ve tabletlere yönelik sürüm.
Krita Desktop: Masaüstüne özel, gelişkin özellikler içeren sürüm.
Krita Studio: Filmlere ve VFX (özel efekt) oluşturmaya yönelik, HDR renklendirme sürümü.

2013 de KDE Vakfı’nın dağıttığı aKademy Ödüllerinde krita, Jüri Özel Ödülü’ne layık görülüyor.

Şimdik birazda programın içeriğinden bahsedelim.

Kullanıcı arayüzü

Yolunuza çıkan sezgisel bir kullanıcı arayüzü. Dockers ve paneller, özel iş akışınız için hareket ettirilebilir ve özelleştirilebilir. Kurulumunuzu aldıktan sonra, kendi çalışma alanınız olarak kaydedebilirsiniz. Yaygın olarak kullanılan araçlar için kendi kısayollarınızı da oluşturabilirsiniz.

kare

Fırça Stabilizatörleri

Titrek eliniz mi var? Düzeltmek için fırçanıza bir sabitleyici ekleyin. Fırça vuruşlarınızı düzeltmek ve dengelemek için 3 farklı yol içerir. Sürükle ve kütle ekleyebileceğiniz özel bir Dinamik Fırça aracı bile var.

tebeşir-2

Pop-up Paletler

Titrek eliniz mi var? Düzeltmek için fırçanıza bir sabitleyici ekleyin. Fırça vuruşlarınızı düzeltmek ve dengelemek için 3 farklı yol içerir. Sürükle ve kütle ekleyebileceğiniz özel bir Dinamik Fırça aracı bile var.

tebeşir-3

Fırça Motorları

Fırçalarınızı 9’dan fazla benzersiz fırça motoruyla özelleştirilebilir. Her motor, fırçanızı özelleştirmek için çok sayıda ayar içerir. Her fırça motoru, Renk Yaldızı motoru, Şekil motoru, Parçacık motoru ve hatta bir filtre motoru gibi belirli bir ihtiyacı karşılayacak şekilde üretilmiştir. Fırçalarınızı oluşturmayı tamamladıktan sonra bunları kaydedebilir ve programın güzel bir etiketleme sistemi var. Bu sistemle düzenleyebilirsiniz.

tebeşir

Sarma modu

Şimdi kesintisiz dokular ve desenler yaratmak kolaydır. Sarma modunu değiştirmek için boya yaparken ‘W’ tuşuna basın. Görüntü, x ve y ekseni boyunca kendini referanslar yapacaktır. Boyama işlemine devam edin ve tüm referans güncellemelerini anında izleyin. Resminizin kendini nasıl tekrar ettiğini görmek için daha fazla durmak yok.

krita5

Kaynak Yöneticisi

Araç setinizi genişletmek için diğer sanatçıların fırça ve doku paketlerini içe aktarın. Sevdiğiniz bazı fırçalar oluşturursanız, kendi gruplarınızı oluşturarak bunları dünyayla paylaşın. Kaynak alanında bulunan fırça paketlerine göz atın.

krita-firca.png

Bir kısım özelliği hakkında bilgi verdim. Eğer programı indirip sizde bir takım şeyler yapmak isterseniz. Bu linkle indirebilirsiniz.

Eğer karekteri indirmek isterseniz buyurun ;
Bu linke tıklayarak krita uzantısıyla indirebilirsiniz.

TAnıttım diğer açık kaynaklı programlar a göz atmak için bu linke ya da menüden programlar a bakabilirsiniz.

The King's Avatar

Oyun Oynamayı Seviyorsan ‘Quan Zhi Gao Shou’ İzlemeye Ne Dersin ?


KAYNAK-1

Merhaba arkadaşlar ‘Quan Zhi Gao Shou’ veya ‘The King’s Avatar’ biraz garip gelebilir ismi ama eğer oyunla aranız varsa bu çizgi diziyi izlemenizi tavsiye ederim. Şuan 2.sezon öncesi bir OVA yayınladılar yani tanıtım gibi olan bir kaç bölüm. Sakın ola önyargıyla yaklaşmayın veya çince bu diyerek izlememezlik yapmayın. Konu olarak böyle bir gösterim bulmak zor hatta benim bildiğim böyle bir örneği yok.

image.png
KAYNAK-2

Konusundan kısaca bahsetmek istiyorum sizlere. Profesyonel olarak Glory online oynuyan Ye Xiu, bir sebepler dizisinden ötürü takımdan atılır.Ye Xiu bir internet kafede iş bulur. Bu sırada Glory’de 10’uncu sunucu açılacaktır. Bizim Ye Xiu bu sunucuya katılır. Kendine özgü bir silah yaparak ve rehbere bakarak bir giriş yapar. Böylelikle zirveye geri dönüş için ilk adımlarını atar.

image.png/

KAYNAK-3

Şİmdi biraz ilginizi çekmiş olabilir. Tabi zirveye geri dönüş dememin sebebi sadece karakterin profesyonel olması değil, bu adam Savaş Tanrısı lakabıyla bilinen bir karakter. İzlerseniz ustaca oynadığını görürsünüz. Tabi burada sadece Ye Xiu karakteri yok ama onun etrafında dönen bir hikaye var. Sonuçta onun üstüne yazmışlar senaryo.


KAYNAK-4

Kırmızı panjurlu garaj

Kırmızı panjurlu garaj

Merhabalar başlığı neden bu şekilde yaptığımı söylemek istiyorum. Türk filmlerinde pembe panjurlu evimiz olsun diye söz söylerlerdi. Bende oradaki güzelliği bu fotoğrafladığım resimde gördüm ne kadar o panjurla alakası olmasada çok güzel bir görsel var…

yetenek de ne

Yetenek De Ne?

Merhaba yetenekli biri olarak konuşuyorum. Yeteneğimi bilmiyorum, ama konuşuyorum…

KAYNAK-1

Sahi yeteneğim nedir benim ?

Müzik mi?

Şu yaşıma kadar bir şarkı bile bilmiyorum desem yeridir. Bence bu benim yeteneğim değil, hemde sesimde kötü.

Peki Komik olmak mı?

İşte buna gülerim. Ancak bir pot kırdıysam komiklik yapmış oluyorum, tabi farkında da olmuyorum gerçi.

Zekam mı acaba benim yeteneğim ?

Pof pof notlarla geçmiş küçüklük,kopyalarla geçmiş bir zaman ve başarılı olmayan bir eğitim yaşantısı ne kadar da ezber dediğimiz bir sistemde okusak ta. Yine de zekamı göstermez bu ,sonuçta ezberim iyi değil. Bu konuyu da yeteneğim olarak göremeyeceğim gerçi zeka yetenek mi olurmuş.

Buldum galiba, resim yeteneğim iyi benim !

KAYNAK-2

Çocukluğumdan beri resim çizmeyi severim. İlk okulda çizdiklerime bakan arkadaşlarım hayranlıkla sanki bakardı. Nedenini de söyleyeyim, onlar cin ali çizerken benim cin alilerimin kafası U şeklinde olur legolar gibi bir çizim yapardım. Tabi şuanda hala o yetenek seviyesindeyim ama , o zaman ki yeteneğimle yine de başarılı sayılırmışım.

Daha demin fark ettim acaba yetenek dediğim şey doğuştan mı? Bende galiba ondan yok! Evet evet doğuştan yoksa o kadar kişi nasıl olacak kazanacak o kadar yeteneği. Sonuçta doğarken kazanılmasa kimse bir şey yapacak gücü olmazdı. Nede olsa şarkı söylemek Allah’ın bir lütfu.

KAYNAK-3

Birde şöyle düşündüğümde içimi kemiriyor bu düşüncelerim. Acaba o yetenek o küçücük çocuğun eline tutuşturulan bir tarak mıydı ki ?

Olması imkansız eline tarak tutuştursan ne olacak sonuçta sesi kötüyse tarağı eline alıp söylese ne olur. Buldum Ya da o yediği yumurta ve acılar! Sonuçta o kadar demediler mi acı biber sesi yanık yapıyor diye.

Yok ben bu müzik konusundan çıkamayacağım zaten sesimde kötü.

O kadar resim çizdim ben bunu bilirim herhalde bence resim yetenek değil. Ya da yetenek mi ? Sonuçta o kadar insan çizemiyor.Ne kadar denerse denesin , az daha iyisini çiziyor.

Belki de o kadar çizdiğim zamanı unutmuşumdur. Nede olsa 20 sene boyunca kalemi alıp hayal ederek onu yansıtmaya çalışmamışım gibi.Birde resim çizmek için dirsek çürütmemişim gibi konuştum daha demin. Kendimi kıyasladım kişiler hayatlarında resim çizmek için ne kadar zaman harcadığını unutuyorum. Ne kadar da aptalım gerçekten unutmuşum , resim bir yetenek değil ki. Çaba, hayal etmeyi geliştirmek ve çevrede gördüklerim değil mi? Zamanla oluşturduğum kabiliyetimi nasıl olurda yetenek işte diyerek onu küçük bir şeymiş gibi gösterebilirim. Sonuçta ben küçükken U kafalı cin ali yaptım.

KAYNAK-4

Şu şekilde söylemeliyim ;

Bir gün uyandım ve kolumun etrafını saran nur gibi ışıldayan ışık süzmesi parmaklarıma doğru akarak , oyunlardaki gibi parlak ve etrafında dönen bir halle o U şeklinde kafası olan cin aliyi yaptım çünkü yetenek dolup taşıyorum.

Yada şöyle diyebilirim;

20 yıllık sevgimle gidip o kalemi akıl balonum da olanları dürtükleyerek göstermeye çalıştım. Bu daha iyi gibi sanki en azından yoktan var etmedim olan şeyi sadece ortaya sunmak için 20 sene çalıştım.

Bence yetenek denen şeyler zaman azim ve severek yapmanın ürünüdür.Sonuçta ne kadar çok sevdiğin bir şeye kucak açarsan o kadar hızlı bir şekilde öğrenir o kadar başarılı işler verirsin. Eğer genden yetenek geçti demek doğru bir tanım değildir çevre faktörü girer burada. Çevre derken neyi kastediyorum burada ? Eğer çevrende sevdiğin kişiler polisse polis olmak istersin. Sonuçta birçok çocuk babası veya annesi öğretmen diye oda olmak istemiyor mu ? Tabi şu durumda var televizyon izlerken hayranlık uyandıracak bir şey izleyerek başka bir dalı kendine benimseyebilirler de. Bu çocuk sen ve beniz, biz bir eşyaya da hayran olabiliriz kendimizi ona göre geliştiririz. Ya da ondan veya onlardan nefret ederek sevebilecek bir şey bırakmayız. Yetenek çocuklara hayal gücünü geniş tutmakta başlar. Sonrasında da o hayal güçlerinde en çok ön plana çıkarttığı dala yönlendirmeyi bilmekte kalıyor.

Hatalı veya eksik bulduysan bana söyleyip düzelmem için bir fırsat verin. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim inşallah yararlı olmuştur.

tarayıcı için not defteri

Tarayıcılarda Basit Not Defteri

Firefox, Seamonkey, Opera, Chromium ,gibi tarayıcılarda kullanılabilecek, hiçbir uygulama veya eklenti indirmeden kullanılabilecek basit bir not defteri olduğunu bilen var mıdır? şahsen ben bilmiyordum. html,css gibi özelliklerle zenginleştirilebiliyor bunu da söylemeliyim. Eğer konsol veya uçbirim ekranı gibi bir görüntü isterseniz sevebileceğinizi düşünüyorum.

Boş notdefteri

data:text/html, <html contenteditable>
Hiçbir şey eklenmemiş haliyle çalıştırmak isterseniz bu kodu tarayıcı çubuğuna yapıştırmanız yeterli. Eğer daha estetik görüntüde kullanmak isterseniz diğer gönderdiğim kodları deneyebilirsiniz.

temiz-not-defteri

data:text/html;charset=utf-8, <title>TextEditor</title><body contenteditable style="font-size:2rem;line-height:1.4;max-width:60rem;margin:0 auto;padding:4rem;" spellcheck="false"></code></pre>
Üstteki kodla benim kullandığım gibi sizde not alabilirsiniz. Normal haline göre daha güzel bir font ve sayfa yazısı gibi ortalı şekilde yazımızı yazıyoruz.

Yada matrix’ten çıkma bir not defteri isterseniz buyrun ;

matrix

data:text/html,<meta charset="utf-8"> <style>html,body{margin: 0; padding: 0;}</style><textarea style="font-size: 1.5em; line-height: 1.5em; background: %23000; color: %233a3; width: 100%; height: 100%; border: none; outline: none; margin: 0; padding: 90px;" autofocus placeholder="G%C3%BCnayd%C4%B1n Neo..." />

Yada çok basit editör’e çevirebilirsiniz not defterimizi.

editor

data:text/html, <html><style>html,body{height:100%;width:100%;margin:0;border:none;}textarea{height:80%;width:inherit;background:black;color:white;font-family:courier;}</style><textarea id="ta" name="ta" onkeyup="get('ta')" onkeydown="get('ta')" onblur="x=this.value"></textarea><br><button onclick="blx()">TEST</button>function blx(){myWindow = window.open("about:blank","myWindow1","height=550 width=1000");myWindow.document.write(x);}function get(e){var tax = document.getElementById(e);var rgx = /!htmln/gi;tax.value = tax.value.replace(rgx,'nn nnnn');}</html>

Bu not defterini kullanmak istiyorsan yer imlerine eklemeyi unutma. Kodu araç çubuğuna yapıştırıp açtıktan sonra yıldıza tıkla ki diğer zamanlardada rahatlıkla açabil. Tabi o notları kaydetmek için Crtl+S ye basman yeterli sonra kaydettiğin yere girip tekrardan tıklayarak açabilirsin. Sizde kendi not defterinizi yapmak istiyorsanız biraz html ve css bilgisiyle kendi özel not defterine sahip olabilirsiniz.

İyi günler dilerim.

Bu yazımı steemit hesabından aldım.

Paranın Kalitesi

Para düşündüğümüz kadar kaliteli midir?

Kaliteyi aslında bir televizyon ekranlarında almış gibi hissediyorum. Çocukken o evleri görerek, uşakların buz atıp getirdiği limonatayla hissetmişim galiba. Aslında paranın çokluyla bildim gibi geliyor, bana yaşamın güzelliği. Sonuçta ne kadar param olursa o kadar rahat bir şekilde yaşarım. Rahatlıkla kaliteyi karıştırıyorum sanki. Sürekli param çoğaldıkça yaşam kalitemin arttığını hissediyorum.Onun içinde çok çalışıyorum, çalışıyorum, çalışıyorum. Hiçbir işi önemsemeden daha çok kazandıran işleri seçiyorum.

Zamanında büyüklerimizde bunun için yönlendirmedi mi bizi ?

Neden bilmiyorum , dünyanın parası da geçse elime, işimi sevmiyorum. İşte iken zamanım boşa gidiyormuş gibi hissediyor, işte iken her boş geçirdiğim zaman benim en iyi zamanım o zamanmış gibi geliyor. Aklımı işte unutup evde çalışıyorum. Maaş günü tüm gücü elimde bulundurarak adımlarımı atıyorum. Ayın günlerini kuş gibi tek tek bırakmasıyla, o gücü eriyip bitiriyorum. Sonunda o güçten eser kalmıyor ,bütün kalitem o paranın cebime girdiği ilk hafta bitmiş oluyor. Sonrasında bir hiç olup çıkıyorum. Yada o bir haftayı bile yaşamadan kalitem cebimdeki para edasıyla, gözüm kapalı geziyorum. Doğrumu benim bu şekil de yaşamam kaliteyi, sürekli para da arayıp durmam. Belki de çocukken çizdiğim resim gibi tekrardan çizmeliyim. Gerçi para getirmez ki en ünlü ressamlar bile yaşarken kazanamamışlar ben mi kazanacağım. Sonrasında tekrar para peşinde koşuyorum hayat standartlarımı buna göre şekillendiriyorum.


KAYNAK-2

Yanlış Bir şey olduğunu hissediyorum ne? Acaba yanlış bir standartta mı ilerliyorum ?

…zaman geçiyor ve ömrümü sadece para kazanmak için çalışarak buluyorum. Yatakta canımı verirken hemde. Ömrümün sonun da son nefesimi verdim verecem. O anda kendime ne kadar acıdığımı hissediyorum. Hayatımı keşkelerle dolu bir hayat yaşamışım. Ömrümde harcayamadığım paralarla ısınmak istiyorum ama yapamıyorum. Üşüyorum üstümdeki battaniye yetmiyor gerçi birine seslenip yardım isteyecek gücüm bile yok. Sadece acı veren bir geçmiş aklımda dönüp duruyor.


KAYNAK-3

Çocukluğumdan başlayarak ne yapsam diye düşünüyorum. Elime verilen oyuncakların sınırıyla değil de, terliği elime alıp duvarı masayı yol yaparak sürmek isterdim.Tarağı bebeğim yapıp, terliği yatak yapmak ninni söyleyerek uyutmak isterdim. Daha da büyüdüğüm de, o kadar çok ders çalışmak veya aylak aylak takılmak yerine ,çok seveceğim işi bulmak ister.O İşte yaşadığım süre içerisine sığdıracak bir resme imzamı atardım. Öyle bir atardım ki ders çalışmamın kalitesini de arttırır aylak aylak geçmemi dünya turuna çevirirdi. Dünyanın en zengini olmak için uğraşmaz ,şu anın en zengini olmayı hedeflerdim. Kaliteli yaşadığımı göstermek için A marka araba,elbise,telefon gibi gösteriş yapabileceğim bir şeyden ziyade hayatta ne başardığımı koyardım. Başarım belki Dünyanın kudreti değilde 6 saat uyumam olur, gözleri görmeyen birinin yaya geçidinden karşıya geçirmem olur, belki de küçük bir çocuğa cesaretlendirebilecek bir söz veya bir sakız olurdu.


KAYNAK-4

Belki de yaşamımın kalitesini işimden zevk alarak cevremdekilere yardım ettiğimdeki huzurumla, kendimi bilgilendirerek, bir yemeği fazla yapmak yerine kendime yetecek kadar yaparak, cebime fazladan para değilde kendime yetecek kadar para olmasıyla kaliteli yaşardım. Yani ektiğim tohum kadar ürün alarak yaşarım. Kaliteli yaşamı paraya sahip olarak değilde yaşadığım zamanın değerini bilerek şu küçük zaman dilimini doldururdum.

Okuyum zaman harcıyan herkese teşekkür ederim

Nedir Bu Blender ?

Blender Nasıl Açık Kaynak Oldu?


resim-1

Blender değince akla evdeki blender gelmesin. Ya da gelebilir çünkü çok geniş bir yapıya sahip bir programdan bahsedeceğim.Evimizde bulunan blender gibi karıştırılmış bir halde diyebilirim.

Blender’ın tarihini şöyle kısaca geçiyorum. Blender 1998′ de bir Hollandalı firma tarafından kendi ihtiyaçları için kendi yazılımlarını geliştirilmek için yapılıyor.2002 ‘de şirket batar ve belli bir miktar para’ya kodları açabileceklerini söylediklerinde blender vakfı kurulur ve açık kaynak dünyasından bağışı 100.000£ toplarlar. Açık kaynak dünyası büyük bir programı katmış olur. Popüler olması 2010 ağustos ayında 2.50 sürümüyle arayüzünü değiştirmesiyle başladı diye bilirim. Örümcek adam 2 sürüm 2.50’den önce çıktı. Çok fazla o zamanlarda ön plana çıkmamasının sebebi arayüz karmaşık olmasından dolayıydı diye kendimce yorumlayabilirim,zamanında kullanmayı denemiştim pek kullanışlı gelmemişti o zamanlar. Şuan kısayollar ve arayüzün görüntüsü çok çok gelişmiş ve rahat bir kullanım sunduğundan kullanılma oranını çok yükseltti. Daha fazlada tarihi hakkında bilgi vermeden kendimce yaşadığım avantajlı ve dezavantajlı durumları ile sana tanıtmak istiyorum.

Blender la Neler Yapılabilir?


resim-2

Blender geniş bir seçenek havuzu sunuyor. Blender la bir animasyon yapabilirken ,aynı zaman da oyun yapabilirsin. Kulağa hoş geliyor değil mi ? İnce detaylı olarak bu yazıda tüm konulara değinmeyeceğim ama kısa kısa ne yapabildiğinden bahsedeceğim. Hızlı bir şekilde modelleme yapılabiliyor. Hem standart bir şekilde 3d max,maya gibi programlarda yapılan polygon tekniği kullanılarak yapılabilir. Hemde sculpting tekniği ile heykel tıraş gibi organik modeller yapabilirsiniz. Ya da daha ilginç elinize paint teki gibi bir kalem alıp çizerek de model oluşturabilirsiniz. Tabi bu program sadece modelleme yapmıyor modellerimizi hareket ettirebilme imkanımız da var. Bu yapılan modelleme ve animasyon işlemleri güzel sonuç vermedikten sonra pek anlam ifade etmeye bilir. Ama ücretsiz(beleş) bir program olduğu için korkmaya gerek yok çok yetenekli bir render motoru var. Çok kaliteli bir de simülasyon araçları olduğunu da buraya yazayım.

Sakın hafife almayın 3D max, Maya gibi programlarla yarışabilecek düzeyde bizim Blender’ımız. Tabi burada bahsettiğim konular sadece standart bir 3d animasyon programının yapabildikleri, Blender la oyun bile geliştirebilme imkanınız var. Ya da videolarını düzenliye bilir efektler ekleyebilirsiniz. Bu kadar işi yapabilen bir program hepsinde başarılı mıdır dersen cevabım neredeyse demek zorundayım. Neden olarak sadece bir alana bağlı olan programlar çok senelerdir bu iş üzerine geliştiğinden dolayı blender onları yakalaması biraz zaman alacaktır. Böyle dedim diye o zaman kullanırız demeyin 2d animasyon programlarından hiç bir eksiyi yok olduğunu söyleyeyim.


resim-3

Blender Bize Ne Tür Avantajlar Sağlıyor ?

Blender’da gördüğüm avantajları şuraya şu şekilde sıralıyorum;

  • Hiç bir ücret talep etmemesi.
  • Açık kaynak olmasından dolayı bir çok gönüllü tarafından geliştirildiğinden lisanslı programlara göre çok çeşitli bir şekilde geliyor. buda bize birçok eklenti bulabilme fırsatı sağlıyor. Yada bizim de geliştirip kullanabileceğimiz eklenti veya özelleştiren bir blender  yapma imkanı sunuyor. BU dediklerim tek kişi için çokta fark yaratmaya bilir, büyük veya orta ölçekli bir firma içerisindeysen çok güzel bir özellik olduğunu kabul etmek gerekir.
  • Üstteki maddedeki gibi eklenti bolluğu olan bir uygulama her türde büyüklükte eklenti bulma imkanı var.Kendi içerisindeki eklentiler le birçok şey yapabilme imkanı sağlar
  • Kolay alışılan bir program
  • Çok çeşitli özelleştirmeler yapılabilen bir program
  • Türkçe olarak kullanabilme imkanı var. Tabi bunu tavsiye etmiyorum ,hemen hemen bütün dersler İngilizce olduğundan dolayı zorluktan başka bir işe yaramaz şu anlık.
  • Çok çeşitli kullanım alanları var(modelleme,animasyon,rig,simülasyon,render,video düzenleme,2d animasyon,3d boyama,oyun motoru,compositing yapma,UV düzenleyicisi, track sistemi. ).
  • Cycles render motorunun hem gpu hem cpu şeklinde çalışabilmesi.
  • Eevee render motorunun oyun motorları gibi anlık olarak çıktı kalitesinde neredeyse gösterebilmesi bu özellik çok güçlü bir özellik. Nedeni ise kaplama yaparken birçok deneme yapmak gerekebiliyor burada render alırken çok fazla zaman kaybetmeye neden oluyor. Eevee ile anında çok kaliteli bir sonuç görüldüğünden çok daha hızlı bir şekilde bu adımı bitirme imkanı sağlıyor.
  • Vray ve birtakım güçlü render motorları da Blender’a destek veriyor.
  • Sistem gereksinim ve boyutu birçok programa göre çok çok düşük. Düşünün 200 mblik bir program bunları yapabiliyor.


resim-4

Blender’ın Dezavantajları

  • Blender diğer programlara nazaran daha az donma sorunu yaşasa da çökme sorunları ile bunu telafi ediyor.Tabi ki de bu benim çok fazla yaşadığım bir sorun belkide kullandığım eklentilerden ve sistemimden de kaynaklanıyor olabilir.
  • 2.80 Sürümünün hala betadan çıkmaması tabi buna dezavantaj demek çok da doğru olmaz ama bir çok yeni ve güçlü özellikleri ile açıkları kapatıyor 2.80 sürümü.
  • 2.80 sürümüyle beraber layer sistemi daha düzgün oluyor. Tabi çıkana kadar layer sistemi çok güçlü değil.
  • 2.80 sürümüyle çözülen bir durum lakin şu anki stabil sürümde seçilen objeler çok belirgin olmuyor. Bu da seçme durumunu zorlaştırabiliyor.

Benim için dezavantaj teşkil eden durumlar bunlar. Kullanıyorsan avantajlar da görmediğiniz veya dezavantaj olarak gördüğünüz durumları yazabilirsiniz.

Blender’ı bu şekilde ne kadar yeterli bilmiyorum elimden geldiğince sana kısa bir şekilde tanıtmaya çalıştım. Kullanmayı en azından kurcalamanı tavsiye ederim bu güçlü programı.

Bir de sana şunu söylemek istiyorum Türkiye de köklü programların yani 3d max,maya gibi programları kullanan firmalar. Blender’a geçme kararı aldılar. Tabi bu dediğim 1 firma değil 5-6 firma da, bundan dolayı senin için avantaj oluşturabilecek bir durum. Yabancı firmalar da da böyle bir dönüşüm var onuda söylemeliyim.

Kendi yaptığım bir ev modelini sizlerle paylaşmak da isterim. Modeli archimesh ve archipack eklentileri ile yapmaya çalıştım. Benim için güzel bir deneyim oldu tam olarak bitmiş bir model değil incelemek isteyenler istedikleri gibi kullanabilirler. Bu adresten indirebilirsiniz. Github üzerinden bu tarz paylaşımlarımı yapıyorum.